1. baş kısmı - “edeb yâ hû”
2. kalp kısmı -“Allah”
3. sırt - göğüs kısmı - “âh mine’l-aşk”
4. sağ etek kısmı - “yâ hazret-i mevlânâ”
5. sol etek kısmı - “bu da geçer yâ hû”
6. sağ etek iç kısım - “hoş gör”
İstif-Uygulama: Mustafa Nazif
giderken çok söz söylenmez;
"bekliyorum" diyen bakışlar kalır geride.
yolları vardır gidenin,
bir de söylenmemiş sözleri. / buruk;
heceleri gökyüzüne karışan,
cümleleri vardır kalanın. en çok,
gidenin sözlerine karışan...
sükûttur her gidiş:
yakarışlara el açan titrek avuç.
"ah neredesin" diyen bir çift göz;
-den dökülen gözyaşına karışan,
toprak kokan yanları vardır.
yani her gidişin bir adı vardır,
içine bir çok ad karışan...
böyledir kalmak, buna benzeyen.
eşdeğerdir katle ferman hüküm.
bir tutam aşk düşer kalpten;
kalbe yol bulan tohum.
yeşermez dediğin yerde koca bir çınar;
rüzgarda sallanan yapraklar gibi,
bereketi arzu'lar...
giden ve kalan için bir türküdür,
sükût; dudaktan dökülmüş bir ağıt.
yaktıkça, yakarılası dokunuş;
gibi süzme vaatlerden uzak afîf,
azgın bir okyanus kadar âfât.
aheng ve ahkâm yoksunudur.
kendisini yer ile gök arasına,
bir yûsuf zindanı eden aşk; ki
hilkâtı, zatından muhkem...
gözyaşıdır kalpten dökülen.
gözden dökülmüş, ne hikâye;
ki masalları kıskandıran,
tersine hikâye başdöndürüş.
azgın bir afet gibi yolcuyum; bakışlarına
gizlerken adımı, heceliyorum;
ey turâb, ne seferdir, ne hikâye;
yok'a karışmış adım, neyleyim...
giderken çok söz söylenmez;
"bekliyorum" diyen bakışlar kalır geride.
yolları vardır gidenin,
bir de söylenmemiş sözleri. / buruk;
heceleri gökyüzüne karışan,
cümleleri vardır kalanın. en çok,
gidenin sözlerine karışan...
Mustafa Nazif