iklim's profileİmlâsı yoktur gitmenin.....PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Afyon-Sultan Divani Mevlevihanesi

     

    Her şehir kendine özgü lezzetler,tarihi ve turistik yerler ve kültürüyle bilinir..Afyon denilincede akla ilk gelen lezzetleri olur,lokumundan kaymağına,sucuktan haşhaşına ve kaplıcalarına kadar birçok güzel lezzetlerle damaklarımıza ve aklımıza yerleşmiş durumda,herkes gibi benimde.Ta ki bu seferki gidişime kadar..Bu kezde tarihi miraslarını kültürel varlıklarını tanıyalım dedik...ilk durağımızda Sultan Divani Mevlevihanesi oldu..Ne yazık ki yeterince tanınmıyor ve bilinmiyor.Anadolu'da kurulan ilk Mevlevihanelerden ve Konyadan sonra en önemli mevlevihane olma özelliği taşıyor..Bunun nedesi ise Hz.Mevlana'nın  iki oğlunun Afyon’da sünnet olması, kız torununun Süleyman Şah’a gelin gelmesiyle birlikte Çelebi sülalesinin bu topraklarda yaşıyor olması.Yedinci göbek torunlarından Sultan Divanı zamanında,mevleviliğin burada daha hızlı yayılması en büyük etken olmuş..(türbeside cami içerisinde bulunmaktadır).Ayrıca başka Mevlevihanelerde olmayan'40 Hatimli Şifalı Aşure'geleneği ilk defa burada başlamış ve birçok Mevlevihaneye buradan yayılmış. Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyonkarahisar Mevlevihanesi,1902 deki büyük yangından sonra dönemin padişahı Sultan ıı,Abdülhamit'in tarafından yeniden yaptırılarak cami bugünkü haline kavuşmuş.Restore edilen mevlevihane aslına uygun ve bilgilendirici olacak şekilde vakıflar,belediye ve iş adamları sayesinde yeniden düzenlenmiş 30 aralık 2008 de kültürel miras olarak kazandırılmıştır...Mevlevihane, semahane, harem-selamlık, matbah, derviş hücreleri gibi bölümlere ayrılmış durumda..

     

     

    MATBAH
    Matbah (Mutfak);Bölümü

    Mevlevihane'nin en önemli merkezidir.Nefs terbiyesi için 1001 günlük çile döneminin başladığı nokta bu bölümdür.Mutfak;Ham Olanların Piştiği Yerdir.İçerisinde çile çıkarılabilen Mevlevihane'lere Asitane,denmektedir.Mevlevilikte sofraya 'somat' yemeğede 'lokma' denir.Çile, nefsi terbiye etmek için yaşanan bir süreç, manevi bir eğitim dönemidir. 1001 gün süren bu dönemde, insan ahlakının olgunlaşması konusunda önemli merhalelerden geçilir. Çile çıkarmak için mevlevihaneye gelen şahıs (can), ilk 3 gün Matbah'da (Mutfak) bulunur ve olan bitenleri izler.Eğer çile için kalmaya karar verirse bunu Kazancı Dede'ye söyler.

     

    Kazancı Dede ve Pazarcı arka tarafta yer alan kazanlar ise aşure kazanlarını temsil etmektedir.

    Çile döneminde derviş adayına rehberlik eden şahıs,Kazancı Dede,dir.Kazancı Dede,Mevlevihane'nin en önemli şahıslarından olup insanlara rehberlik etmekte görevlidir.Bu önemli şahsın mutfakta bulunmasının sebebi; mutfağın ham olan insanın piştiği yer olmasıdır. Görünüşte yemek pişiriliyor gibi ise de, Kazancı Dede'nin rehberliğinde Can'lar pişer.

    1001 gün sürecek çile döneminin ana prensibi, insanın insana hizmetidir. Nefs, insan ayırt etmeden hizmet etmeyi pek sevmez. İnsanların kimlik ve şöhretlerine göre yön değiştirir. Fakat mevlihanelerde dervişler, kendi benliğini bir kenara bırakarak, herkese hizmet etme konusunda titiz davranır. Bu hizmet dönemi 18 basamaklı: Pazarcılık ile işe başlar. Tahmisci (kahveci), tahmisci başı, çerağcı (aydınlatma işleri), çerağcı başı, abrizci (su taşıma-temizlik işleri), abrizci başı gibi görevler sırası ile icra edilir. Tuvalet temizlemek de bu görevler arasındadır. Tuvalet temizlemekle, başkasının ayıbını örtmeyi başarmaya çalışır derviş. Başkasının ayıbını örtmek, nefse en ağır gelen şeydir. Çünkü nefs daha çok, kendini övmeyi, başkasının ayıbını ortaya çıkarmayı sever.

     

    Nevniyaz

     

          Çile çıkarmak için derviş adayı olmuş kişi ilk üç gün boyunca namaz kılmaktadır.Dervişin çile dönemi sona erince özel bir tören yapılır ve Mevlevi Dedesi olarak hayatına devam eder.

     

     HALVET ODASI

     Mevlevihane'lerdeki odalara,hüçre denir.Bu hüçrelerden biri de Halvet Odası,dır..Çilenin son 40 günü Halvet'te geçer. Halvet; Allah'la baş başa kalmak demek. Bu, Hz. Musa'nın Tevrat'ı almak için Tûr Dağı'nda kaldığı 40 gecenin temsili. Çile çeken can, dua ile halvet odasına alınır ve 40 gün boyunca, abdest, tuvalet ve cuma namazı hariç bu odadan çıkmaz. Artık Nefs Muhasebesi'nin bu son dönemini de başarı ile tamamlarsa, Şeyh Efendi tarafından ona Sikke denilen Mevlevi Külahı giydirilir. Külahı artık onun nefsinin mezar taşıdır. Semazenin beyaz tennuresi de nefsinin kefeni. Siyah hırka dünyayı temsil eder. Sema ayini sırasında semazenler hırkalarını çıkarırlar, yani dünyayı bir kenara bırakırlar. Ahlaki olgunlaşmanın gerçekleşmesi için dünya hırsının bir kenara bırakılması gerekir.

     

    POSTNİŞİN

    Mevlevihane'deki en üst mertebedir.Manevi rehber olmasının yanı sıra aynı zamanda idarecilik de yapmattadır.Postnişin; mevlevihanenin şeyhi ve post sahibi kimsedir. Posta oturmak tekkelerde bir gelenek idi. Post; Hz. İbrahim'in oğlunu kurban etme imtihanı sırasında gönderilen kurbanlığın temsilidir. Yani fedakârlığın sembolüdür. Ayrıca postnişinin postu kırmızı renklidir. Kırmızı; vuslatın (kavuşmanın) rengidir. Güneş batarken ufuk kızarır. Aslında başka bir memlekete kavuşan güneş bize batıyor gibi görünür. Hz. Mevlana'nın, kendi ölümünü, Şeb-i Aruz (kavuşma gecesi) diye adlandırmasının sebebi de budur.

     


    SEMA ODASI


    Sema;Hazreti Mevlana'nın manevi coşkusunun en önemli simgesidir.Sema ayininde bazı klasik enstrümanlar kullanılır.Sema;varoluşu ve menevi olarak yücelişi anlatır.Sema'nın sonunda özel bir dua ile ayin biter.Sema ayini esnasında sema yapan kişiye Semazen; Ney üfleyen kişiye Neyzen; Kudüm vuran kişiyede Kudümzen denir.Sema ayini yedi bölümden oluşmaktadır.Özellikle Hz.Mevlana'nın oğlu Sultan Veled zamanında kuralları şekillenmeye başlamış olan sema yöneten şahza da Postnişin denir. Sema; Hz. Mevlana'nın manevi coşkusunun, ete kemiğe bürünmüş halidir. Sema; kudümzenin kudüme bir-iki darbe vurması ile başlar. Bu vuruş, Allah Teâlâ'nın kâinata “Ol” emrini verişini temsil eder. Yani Sema töreni, önce kâinatın yaratılışını anlatır. Ardından da neyzen, bir taksim yapar ve neyle Allah Teâlâ'nın Hz. Âdem'i yaratırken kendi ruhundan üfleyişini temsil eder. Semazenlerin dönüşü de yedi bölümdür ve sonunda İnsan-ı Kâmil olunur. Kısaca Sema; varoluş ve mükemmelliğe doğru yönelişi ifade eder.


     

    MESNEVİHAN VE HATTAT ODASI


    Mevlevihanelerde Mesnevi okumak ve yorumlamak önemli bir gelenektir. Mesneviyi yorumlayıp insanların faydasına sunan şahıslara Mesnevihan denmekte dir. Mesnevihanlık önemli bir mertebedir.Mevlevihaneler,Osmanlı Devleti zamanında güzel sanatlar merkezi idi. Birçok önemli bestekarımız bu mekanarda yetişmiştir.Ayrıca çizgi (harf) sanatının da önemli ustaları mevlevihanelerde manevi eğitim almış önemli kişilerdir. Kuran-ı Kerim'de “Allah insana kalemle yazmayı öğretti” ayetinden dolayı hattatlar için yazı kutsaldır. Bundan dolayı da hiçbir yazının üzerine basmazlarmış. Onların bu hassas davranışı, yazı yazarken hata yaptıkları duruma da yansımış. Hatalarını parmakları ile yalayarak düzeltirlermiş. Çünkü silmek, saygısızlık ifade eder. Mürekkep yalamak deyimi de buradan gelmekte.

     

    DESTİNA HATUN VE GÜNEŞ HATUN

    17.yy.da mevlevihanede idarecilik yapan bayan çelebilerdir.Sultan Divani’nin torunlarından Şah Mehmet Çelebi’nin kızı Destina Hanımdır. Destina Hanımın üstün niteliklere ve yüksek ahlaka sahip olduğu nakledilir. Hafız olan Destina Hanım babasından hadis ve tefsir ilmini öğrenmiş, bu hususlarda kariyer sahibi olmuş, yaşamının büyük bir kısmını ilim tahsilinde harcamış, Mesnevi’nin hikmetlerini öğrenerek, başkalarına öğretmiştir.mevlevihanede şeyhlik yaptığı rivayet edilen diğer bir kadın ise Güneş Han-ı Kübra’dır. Sultan Divani soyundan Karahisar Mevlevihanesi şeyhlerinden Küçük Mehmet Çelebi’nin vefatından sonra şeyhlik ve halifelik kızı Güneş Hatun’a kalmıştır.

     

     

    Namık Kemal'in annesi Fatma Zehra Hanımın kabride burada bulunmaktadır.