iklim's profileİmlâsı yoktur gitmenin.....PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    "Tüm alışkanlıklar çocukluktandır"

     

    Çocukluk kahramanlarım susam sokağı sakinleri edi ile büdü ,kurabiye canavarı(oldum olası kuklaları çok severim:) )..Nereden çıktı bunlar şimdi bende anlamadım büyüklüğümden hayır yok çocukluğuma saklandım galiba..: ))

     

     

     

    aydınlık güneşli bir hava
    yolumu kaybettim karanlıkta
    bana söylermisiniz
    nasıl gidilir çocuk parkına la la la :)

     

     

    Çocukken kuklalarla oynardık büyüdük birer kukla olduk... 

     

     

     

     

    Karaladıklarım

     
     
     
    Amatörüz olabildiğince işte...: ))  2 yıl öncesine ait bir çizim...
     
     
     
     

    Umut Sepeti

     
     
     
    Daralıyorum son zamanlarda sürekli bi şeylerle uğraş halindeyim,kitap,film,gezi,müzik....Birde yazı uğraşına başladık ki onu hiç sormayın,günlük tuttuğum çok oldu ama bu farklı biraz...: )) Güzel yazmak gibi bir amacım yok,amaç rahatlamak hem çirkin olsada kime ne ki...kimse umrumda değil son zamanlarda kendim bile galiba..Çok mu umutsuz göründüm ne,yok yok umudum var benim hala,bi şeylerin iyiye gideceğine dair umutlarımı kaybetmedim hiç kaybeder gibi yaptım sanki hayata kanarda acır diye.En iyi bu oyunu beceriyorum galiba,hiç ummadığım anlarda evrendeki bütün kapıların bana doğru koş dercesine açıldığını gördüm,yine aynı oyunu oynuyorum olurda hani yine inanır diye: ))
     
    Evet efendim bu kadar ruh betimlemesi yaptıktan sonra resmin anlam ve önemine gelelim.malum çevremdeki insanlarca bilindiği gibi kendime yani ismime bir hayranlığım var,anneme sorarsanız dünyada kendini benim kadar seven ikinci bir insan daha yok:))kötümü ediyorum bence hayır : ))baktım beni mutlu eden bi şeyler yok bende kendimi mutlu ediyim dedim umut sepetinin içine elimi attım umutlar arasında yine kendime çıktım: ))ve yasemin bonzaisi yapmaya karar verdim.yapım aşamalarını sizinle yeri geldiğinde paylaşıcam. Tabi bi de mistik hallerim var ki sormayın,illa görünenin ardında gizli bir anlam arayacağım.: )) Bakalım bu çiçek ardında neler gizliyormuş...
     
     
    Akdeniz iklimindeki şehirlerimizde özellikle deniz kenarında dolaşırken hoş bir kokunun içinde kalıverirsiniz. Ister istemez kokunun kaynağını arar gözleriniz
     
    Sonunda beyaz çiçekleri farkedersiniz. Mütevazi ve narin görünüşlü yaseminler sevimli çehreleri ile kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlarlar. Yaseminlerle sembolleştirilen saflık, duruluk ve masumiyet duyguları sarıverir bizleri. Değerli kokusunu meltemlerle, esintilerle yeryüzüne yayan yasemin asırlardır aşıkların birbirlerine verdiği masum ama etkileyici bir hediye olmuştur. Kokusu ve güzelliği ile duyguları kelimelerden daha iyi anlatmıştır sonsuzluğu özleyen gönüllere.

    Bazı kokular, bazı renkler, bazı sesler insanlarda algı değişikliklerine sebep olabilir, bazı şeyleri hatırlamalarına, algılamalarına yardımcı olabilir. Kokular ve öz yağlar duyuları güçlendirmek için yüzlerce yıldır kullanılagelmiştir. Yasemin kokusu doğamızın tatlı, yumuşak, duyarlı yönünü ortaya çıkarır.

    Anavatanı yeryüzünün en yüksek noktası olan Himalayalardır. Değerli ve nazik olan herşeyin en iyi şekilde korunduğunu görüp bildikten sonra narin ve gizemli bir  çiçekolan yasemin için buna şaşmamak gerekir.

    Latince adı Jasminum nudiflorum olan yaseminin beyaz, mavi ve sarı renkte türleri vardır. Bahçe bitkisi olarak yetiştirilenlerden başka, ticari amaçla yetiştirilen beyaz yasemin türleri vardır. Özellikle Italya’da yasemin tarlalarından pekçok insan geçimini sağlamaktadır. Toplanıp işlenen yaseminlerden dünya parfüm piyasasında faydalanılır.
    Çiçekleri uçucu yağ taşımaktadır. Uçucu yağ, organik çözücü ve tüketme yolu ile elde edilmektedir. Uçucu yağın en önemli maddeleri ise benzil asetat, jasmon, linalol ve geraniol’dur. Yasemin, özünde "metil yasmonat" adlı bir bileşiği içermektedir. Karmaşık bir kimyasal yapısı olan bu bileşik, günümüzde üretilen parfümlerin çoğunda kullanılır. Yine güzel kokusu nedeni ile tütsü yapımında kullanılır. Bundan başka bitkisel tedavide kullanılır. Ülkemizde de tüm baharatçılarda bulabileceğimiz, saflığın belirtisi bitkinin beyaz çiçeklerinden hazırlanan çay, gögüs ferahlatıcı ve sinirleri yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. Çiçek ayrıca romatizma, nikris ve mafsal ağrılarına iyi gelir. Ateş düşürücü olarak da kullanılabilir. Kabızlığı giderdiği bilinen faydalarındandır.

    Bu güzel kokuyu sürekli duymak için yasemin yetiştirmek isteyenler mevcut iki yöntemden birini kullanabilirler:

    1. Çelikle Üretim : Çelikle üretim Ekim ortasına kadar yapılabilmektedir. Bunun için yaklaşık 20 cm uzunlukta ve 0.5 cm kalınlıkta iyi olgunlaşmış, tek yıllık odunlaşmış çubuklar kullanılır. Ilkbaharda üretim Mart ortasına kadar yapılır ise de mümkünse daha öne almak iyidir. Ayrıca ilkbahar üretiminde daha ince çelik kullanmak mümkündür. Bu da köklenmenin daha çabuk olmasını sağlar. Çeliklerde iyi bir köklenmenin olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir.

    - Üretim ortamı (kumlu-tınlı toprak karışımı) dezenfekte edilmeli, böylece sağlıklı çelikler elde edilebilir.

    - Üretim ortamında sıcaklık mümkün olduğu kadar stabil olmalı ve 18oC’nin altına düşmemeli,

    - Üretim ortamında rutubet oranı sabit tutulmalı, toprak kaymak tabakası bağlamamalı;

    - Sulamaya özen gösterilmeli, şayet mümkün ise oransal nemi çok yükseltecek bir düzen kurulmalıdır (sisleme).

    - Üretim ortamı iyi gölgelendirilmeli (% 50) ve rüzgardan korunmalıdır.

    - Üretim ortamı kışın bir plastik örtü ile örtülerek hafif ısıtılmalıdır.

    2. Daldırma ile Üretim : Olumsuz yönü; uygulanabilmesi için kuvvetli bir ana bitkinin bulunması ve büyük bir parçasının toprağa gömülmesinin zorunlu olmasıdır. Ancak bu yöntemde köklenme daha hızlı ve garantili olmaktadır.

    Daldırma Ocak ayından Mayıs ayına kadar yapılabilmektedir. Ayrıca Ağustos-Eylül aylarında yapılabilir. Daldırmada ana bitkinin bulunduğu toprağın rutubetli tutulması gerekmektedir. Daldırmada henüz odunlaşmamış, uzun sürgünler kullanılır ve bunlar en az 5 cm derinliğe toprağa gömülür. Boğum yerlerindeki yaprakları kesmek gereklidir. Böylece köklenme hızlandırılmış olmaktadır. Iyi bir ana bitkiden 8-15 kadar daldırma çubuk elde edilebilir ve bunlar ortalama 2 ay içinde köklenirler.

    Küçücük de olsa ilgilenebileceğiniz bir bahçeniz varsa ve yaşadığınız yerin iklimi müsait ise kendinize bir yasemin hediye etmelisiniz. Yaydığı güzel kokunun etkisi ile kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

     

    Sıdıkacığım bu bonzaimde sana hediye olsun,yasemin kokulu günlerin hiç eksik olmasın diye...: ))

     

     
     
     

    Belki Yine Gelirim

     
     
    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
    Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
    Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
    Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
    Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
    Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

    Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
    Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
     
     
     
     

    Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
    Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
    Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
    Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
    "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
    Tükürsek cinayet sayılıyor artık
    Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların
     
     


     
    Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
    Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
    Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
    Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
    Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
    Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
    Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
    Okuduğum bütün kitaplar paramparça
    Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
    Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
    Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
    Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
    Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

    Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
    Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
    Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
    Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
    Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
    Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
    Dizginlerini koparan bir at sanki bu
    Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
    Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
    Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
    Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
    Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

    Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
    Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
    Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
    Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
    Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
    Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
    Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
    Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
    İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
    Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
    Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
     
     
    .
    Ahmet Telli

    Yol Bitti Çoktan

     

     

     
     
     
     
     
     
     
    Anladım bizim kuşak çok takılmıyor aşka,
    Öncelikler değişmiş, malum devir başka.
     

    Genetik bir miras gibi hevesi kalmış,
    Derin bir yerde, yüzeyde, küçük çapta.